Postkolik_Loader
Haberi Paylaş!
RÖPORTAJ
08.11.2018

Genç Osman Yavaş, ikinci albümü Sensizlik Anlatılmaz’ı Postkolik’e anlattı

Mavi Sakal solistliği döneminde özellikle İki Yol şarkısı ile hafızalarımızda yer edinen Genç Osman Yavaş ile ilk solo albümünün devamı olarak tanımladığı ikinci solo albümü Sensizlik Anlatılmaz’ı konuştuk.

2012’de yayınladığın Gökyüzü Masmavi albümünden bu yana nelerle uğraştın?
Zaman çabuk geçiyor. Galiba yaratma sürecindeyken dalıp gidiyorum, sonra bir ara kafamı kaldırıp uzaktan bakınca ortada bir sürü fikir olduğunu ama çoğunu yarım bıraktığımı görüyorum. Sonra tıpkı bir odayı toplar gibi tamamlanmaya değer olan işlerim hangisi, karar verip seçtiklerimi tamamlıyorum. Bu illa müzik olmak zorunda değil. Yeğenlerim son üç - dört yılda şimdiye kadar altı tane çocuk kitabı yazmama vesile oldular. Bunlar sayesinde memleketin birçok yerine gidip çocuklarla feci eğlenceli etkinlikler yapabildim. Gitarımı da yanıma alıp onlara da şarkı söyleterek onlara da müzik aşılamış oluyorum. Yani bu geçen altı senede bir nevi yine sahnedeydim ama bunun mutluluğu hiçbir şekilde kıyaslanmaz.

Yeni albümün yapım aşamasından söz eder misin biraz...
Sensizlik Anlatılmaz, yine belli bir döneme ait duygularımı ve hikayelerimi barındırıyor. Acele etmeden, sindire sindire hazırladım bütün şarkıları ve aranjmanlarını. Sonra zamanı gelince ve kendimi hazır hissedince de kayıtları menajerime verdim ve gerisini o getirdi. Sonunda yepyeni ama aynı zamanda da ilk albümün devamı sayılabilecek bu albümle dönmüş oldum.
 

Sensizlik Anlatılmaz dinleyiciye ne anlatmak istiyor?
Güzel ama cevaplaması bir o kadar da zor bir soru. Galiba bu albüm özünde ilk albümümden çok farklı değil. Hatta albümün ismini taşıyan Sensizlik Anlatılmaz, aslında Gökyüzü Masmavi’nin ikinci bölümü... Biraz iç hesaplaşma, biraz kendi zayıf yanlarını ve yanlışlarını görmeye çalışmak, kaotik bir duruma tarafsız yaklaşmak... Ama hep bir umutla, onu kaybetmeden... Nihayetinde her şey için başkalarını suçlamak çok kolay, kendi içine dönüp hataları kabullenmek çok başka, çok farklı bir durum. Artık yirmili yaşlarımdaki fevrilikten de geriye pek bir şey kalmadı. Yaşın getirdiği bir sakinlik, bir dinginlik var ve yaşadığım her şeyde bunun keyfini çıkarıyorum. Bu durum birçok şeyi özümsememi sağlıyor. Aynı hazzı da elimden geldiğince şarkılara yansıtmaya çalışıyorum.

Bu albümde daha fazla ferahlık ve daha az melankoli olmasının sebepleri neler?
Bunlar hep insanın içinden geçtiği dönemlerin sonucudur. : ) Galiba son zamanlarda çok fazla dibe vurmadım ve bunun da keyfi bambaşka. Aslında her ikisinin de tadı ayrı. Hepsi besleyici ve şarkı yazma sürecine yardımcı oluyor... Ama peşinen söylemem gerek: Bu albümde de melankoli dozu yine az buz değil. Galiba mutlu bir hikaye anlatırken bile farkında olmadan melankoli baharatına uzanıveriyorum tadı yoğunlaşsın diye... Ama sonuçta benim gibi Yeşilçam filmlerini seven birinin öyle mutluluktan uçuşan şarkılar yazması imkansız. Evet, melankoliyi seviyorum, dönem dönem değiştirdiğim tek şey, oranıdır.
 


Özdemir Erdoğan’ın Gurbet şarkısını cover’lama fikri nasıl doğdu?
Aslında kendiliğinden gelişen bir durumdu. 17 yaşıma kadar İsviçre’de yaşayıp buraya gelince, ardında sevdiklerini, aileni bırakınca insanda bir haller oluyor, yüreğin burkuluyor. Sonra da kazara ya da güzel bir tesadüf sonucu ‘Gurbet’ gibi bir şarkıya rastlayınca olanlar oluyor. Haliyle Gurbet, benim için çok çok özel bir şarkı, cover’lamak gibi bakmadım bile, konserlerde bir başıma çalıyordum şarkıyı... Sonra sonra neden albüme de koymayayım dedim ve oturup grup aranjmanını yaptım. İşin zor kısmına gelecek olursak: Özdemir Erdoğan’ın kapısını çaldıktan sonraki birkaç dakika boyunca düzgün tek cümle bile kuramadım heyecandan. Bildiğiniz ‘hebele hübele’ şeklindeydi ağzımdan çıkanlar ve kendimi çok aptal hissettim. Yine de bir süre buna engel bile olamadım ama bir şekilde bu çocuksu heyecanımı seviyorum. O olmasa, müzik yapmanın da benim için bir anlamı olmazdı.

Jehan Barburl ile gerçekleştirdiğin Nefes Al gerçekten çok güzel bir düet olmuş. Hikayesi nedir?
Bazen karşınızdakiyle tartışır ve birden farklı kelimelerle de olsa aynı şeyleri söylediğinizi fark edersiniz ya... İşte ‘Nefes Al’ bu durumu anlatıyor. Derin bir nefes alıp durmak ve karşındaki ne diyor, dinlemek... Haliyle şarkı yazıldığı andan itibaren bir düetti, bir tek ¨Bunu kim söylemeli¨ sorusu kalıyordu. Kısa birkaç cümlede kendi rengini bu kadar iyi yansıtabilecek, kendine has sesi olanların sayısı çok az, haliyle de Jehan’da karar kılmam çok uzun sürmedi. Kayıtlar bitince bunun çok doğru bir karar olduğunu gördüm. Bütün bunlar bir yana, onca konser arasında vakit ayırıp gelip söylemesi, ifade etmesi zor bir mutluluk. Aylin Aslım’da da, Jehan’da da ne kadar doğru karar verdiğimi görüyorum bugün.