Postkolik_Loader
Haberi Paylaş!
RÖPORTAJ
21.09.2019

Seda Erciyes ile ilk teklisi “10:50” hakkında konuştuk

Alternatif müziğin yeni isimlerinden Seda Erciyes, R&B vokali ve trap beat’leriyle müzikseverlerle ilk kez “10:50” teklisiyle buluştu. Dizginleri eline almış bir insanın isyanını anlatan şarkıyı Kadıköylü müzisyenden dinledik.

Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz?
1993, Kadıköy doğumluyum. Müzik kariyerime İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kontrol ve otomasyon mühendisliği okurken amatör olarak sahne alarak başladım. Elif Çağlar’ın caz vokale giriş atölyesi sayesinde caz müzikle tanıştım; ardından da caz ve funk gruplarıyla sahne almayı sürdürdüm. Bu sırada kendimi geliştirebilmek adına Güç Başar Gülle ve Randy Esen ile çalışma fırsatı yakaladım. Genç Caz ve Nardis Caz Vokal yarışmalarında final sahnesinde yer aldım. Bu arada İstanbul caz sahnelerinde sahne almaya devam ettim.

İlk teklinin hikayesini anlatır mısın?
“10:50”, yazdığım ilk Türkçe şarkı oldu. Bu saati ve fikri; çıkmaza giren, beni zehirleyen ve bunaltan ilişkilerimden birinin dışa vurumu olarak defterime karalamıştım. Benim için yeri çok ayrı, kendimde gördüğüm bir farkındalığın ve bir isyanın sonucunda ortaya çıktı. Tek taraflı yarar sağlanan yıpratıcı ilişkileri, sevgi arsızlığını, bencilliği ve bunun gibi karşı tarafa geçen zehirli hisleri işleyen bir şarkı oldu. Şarkının sözleri bana, bestesi ise bana ve Flytones’a ait. Flytones, iki harika müzisyen Harun İyicil ve Kerem Akdağ tarafından kurulan hayranı olduğum bir ekip.

Şarkı ve kliple ilgili gelen yorumlar nasıl?
Tepkiler beklediğimden de iyi açıkçası. Dinleyiciler ne anlatmak ve nasıl anlatmak istediğimizi anladılar. Türkçe’nin bu tarza ne kadar yakıştığı üzerine de yorumlar geldi. Görsel dilimize gelen yorumlar da şahane. Yeni bir soluk görmek açıkçası çoğu kişiyi heyecanlandırdı. Eleştiriler de oldu tabii, yapıcı veya değil her birini değerlendirdik.

Yaptığın müziği nasıl tanımlıyorsun?
Türkçe sözlü RnB altyapılı bir müzik, ancak beslendiğim farklı öğeleri de içeriyor. Kaliteden ödün verilmediği ve detaylı şekilde çalışıldığı belli olan her türde şarkı emeğinin karşılığını alıyor, bunda da öyle oldu. Son dönemlerde aşina olunan hiphop ve trap altyapıları, RnB’ye kucak açılmasına ön ayak oldu diyebilirim.
 


Genç müzisyenlerin birbirleriyle iletişimlerini nasıl yorumluyorsun? Dayanışma mı rekabet ortamı mı daha hakim sence?
Yeni ve özgün tarzları yapmak isteyen müzisyenler olarak zaten çok sınırlı bir çemberin içindeyiz. Bu yüzden her zaman dayanışmanın bizi yücelteceğine ve güçlendireceğine inandım. Şarkım çıktığında da bu desteği hissetmek beni çok mutlu etti. Müzisyen arkadaşlarımdan hiç tanışma fırsatı bulamadığım müzisyenlere kadar bir sürü kişiden destek geldiğini söyleyebilirim.

Bu aralar kimleri ve ne tür müzikleri seviyorsun?
RnB ve hiphop ağırlıklı bir listem var. Bu tarzların da esnetilmiş, daha mainstream olmamış ve alternatif sayılacak dallarını dinlemekten keyif alıyorum. Şu an favorim Kelsey Lu, Ari Lennox, Rayana Jay, JID, Boogie ve Rico Nasty. Anlayacağız sanatçı enerjileri arası gezinmeye bayılıyorum. Ancak baş ucumda her zaman J Dilla, Slum Village, Erykah Badu ve Jill Scott gibi 90’larda kendi yollarını çizen özgün sanatçıların şarkıları duruyor. Arada açıp dinlemek ve her seferinde farklı bir şey öğrenmek çok keyifli oluyor.

Müzikteki hayalin ne?
Kendi frekansımı bulmak ve bununla dinleyicileri -bir dinleyici bile olsa olur- yükseltebilmek. Bu tabii en kapsamlı olan hayalim; en yakın hedefim ise, bir albüm çıkarıp bol bol sahne almak. Bundan sonrası için planların neler? Single çalışmalarımdan sonra bir EP veya albüm yapmayı düşünüyorum. En büyük hayallerimden biri de bir albümün prodüktörlüğünü üstlenebilmek; tabii bunun için baya bir yol kat etmem gerekecek.

Bizim aracılığımızla iletmek istediğin bir mesaj var mı?
Bu röportajı yaparken ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum şu an, dinleyicilerden ve okurlardan da bu anın kıymetini bilmelerini diliyorum. Bazen günlük koşuşturmacalarla boğuşurken nefes almayı bile unutuyoruz, kendilerine çok sevdikleri bir parçayla 5 dakika ayırmalarını istiyorum. Benim şarkımı açarlarsa ne mutlu :)