Postkolik_Loader
Haberi Paylaş!
RÖPORTAJ
08.09.2020

Karaburun DK, ilk teklisi Götür Beni’yi Postkolik'e anlattı

2005 yılından bu yana klasik rock sound’unu başarıyla temsil eden Kadıköy çıkışlı topluluk MERLYN’in vokali Muratcan Tüzer; Prodüktör/Dj Erman Gökyılmaz ile birlikte oluşturduğu Karaburun DK projesini ve ilk teklileri Götür Beni’yi Postkolik’e anlattı.

Karaburun DK nasıl doğdu?
Aslında her şey pandemi zamanı evlerimize kapandığımız dönemde solo projem için Erman’a danışmanla başladı. Erman, üniversiteden ev arkadaşımdır. İkimizin ortak bir arkadaş kitlesi vardı. Erman, bizi o yıllarda hi-fi sistemle tanıştırmıştı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde ses mühendisliğine ikincilikle girmişti. Zaten ondan önce Stüdyo18’de (Merlyn’in ilk albümünü de kaydeden) Levent Büyükle’le çalıştığı ve o dönem Türkiye’de müziğe yön veren Duman, Athena, Şebnem Ferah, Redd ve daha birçok sanatçının işlerini yakından takip etme fırsatı bulduğu için birikimi çok, okula dereceyle girmesi olağandı. Üniversite zamanında beraber birtakım kayıtlarımız olmuştu; ama o dönem ne biz bu kadar ekipman anlamında yeterliydik ne de müzik sektörü bu kadar dijital ve ulaşılabilirdi.

Bu anlattığın hikaye hangi yıllara ait?
2007’den bahsediyorum. Bu şarkı da bizim 2008’de kaydını aldığımız fikirlerden biriydi. Yani “Götür Beni” parçası 2008’de kaydedilmiş bir demonun “remake”i diyebiliriz.

Projenizin ismi de epey ilginç...
İsmimiz; İzmir’deyken grupça bir arkadaşımızın Karaburun’daki yazlığında yaptığımız “Karaburun Ölüm Partileri” adlı kapalı etkinliklerden geliyor. Yanımıza ses sistemlerini ve enstrümanlarımızı da aldığımız bu etkinliklerde Erman mikser başında trance ve house seçkilerini, bense gitarla RocknRoll & Classic Rock efsanelerini çalardım. Zaten o sıralarda ben Alsancak’da “Echoes” adlı rock grubumla bar sahnesi alırken Erman da iki yan barda DJ performansı veriyordu. Aynı evde yaşadığımız için de fikirlerimizi birleştirip kayıtlar alabiliyorduk ama bunlar hiçbir zaman yapıma dönüşmemişti.




Götür Beni’ şarkısı nasıl ortaya çıktı?
Erman’ın Basel’deki stüdyosu ile benim İstanbul’daki evim arasındaki dijital aktarımlar vesilesiyle çıktı. Mix ve mastering’leri Basel’de, sözleri İstanbul’da tamamlandı. Modern seslerle oluşturulmuş altyapının üstüne retro synthler kullanılarak hybrid ve güçlü bir sound elde etmeyi amaçladık. Bütün prodüksiyon aşamasını kendi stüdyomuzda yaptık. Kendimize ait şahsi çalışma ortamlarımız var. Bu şekilde sıklıkla -konsantre- bir ilerleyiş sürdürüyoruz.

Bir rock grubunun solistiyken elektronik müziğe geçiş nasıl bir deneyim oldu?
Elektronik müziğe ilgim hep vardı. Ama en çok sevdiğim şey, şarkı söylemek ve akustik yapımlardı. Erman’la olan tekrar etkileşimimiz beni elektronik yapımlara yöneltti. Bir de bende pandemi sürecinde şöyle bir şahsi inanç gelişti; bundan sonra artık kişilerin fiziki olarak bir araya gelmesini gerektirecek etkinlikler azalacak ve her şey hızla dijitalleşecek. Teknolojik gelişim de bu doğrultuda hızlanacak. Rock müzik gibi stüdyo provalarının, devamlı bir araya gelişlerin gerektiği bir türün en azından bu süreçte uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum ki; kader de bizi buralara attı.

Yakın zamanda Karaburun DK cephesinden neler gelecek?
Elimizdeki bütün yapımları en başarılı şekilde duyurmak ve ilerleyen dönemlerde -tamamen- kendimize ait bir konseptle canlı performanslarımıza devam etmek istiyoruz. Geçmişte yaptığımız birçok demonun yanı sıra yeni fikirler de var. İlk yapımımız biraz analog synth ağırlıklı olsa da ileriki parçalarda bu, yerini daha dijital öğelere bırakacak. Bu janra’da yapılmış Türkçe müzikler globale göre daha az olduğu için sound arayışı konusunda rahat ve özgür hissediyoruz. Live performansları ise, bir DJ seti gibi şarkılar arası kesinti olmaksızın altyapı devam ederken geçişleri sağlayacak şekilde yapacağız. Eğer ilerde yaptığımız iş itibar görürse şık sistemleri, video mapping ve benzeri görseller üzerine eğilmek istiyoruz. Önümüzdeki bir yıl içinde sık aralıklarla yeni tekli ve Ep’ler yayınlamaya odaklıyız şu an. İkinci teklimiz “Arta Kalan”, ay sonunda yayınlanacak.

Bu sıralar kimleri dinliyorsunuz?
İlham aldığımız müzisyenler genellikle yurtdışı menşeili. Lane 8, Rufus Du Sol, Monolink, Bob Moses ve Ben Böhmer gibi sanatçılardan etkileniyoruz. Biraz sound’a önem veriyoruz. Yerliler arasında Progressive House olarak Sezer Uysal’ı beğeniyoruz. Alternatif işlerden de BEA – Fırtınayt albümünü beğeniyoruz.