Postkolik_Loader
Haberi Paylaş!
RÖPORTAJ
04.12.2020

HBO'nun çok konuşulan dizisi The Undoing'i yıldızlarından dinledik

Nicole Kidman ve Hugh Grant’lı HBO dizisi The Undoing, bu senenin en dikkat çeken yapımlarından biri. beIN CONNECT üzerinden izleyebileceğiniz The Undoing’i Matilda De Angelis ve Lily Rabe’den dinledik.

HBO imzalı The Undoing dizisini izlemeyen kaldı mı? 25 Ekim'de ilk bölümüyle ekrana gelen The Undoing'in başrolünde Oscar ve Emmy ödüllü sahibi güzel oyuncu Nicole Kidman var. Big Little Lies’ta birlikte çalışan ve müthiş bir işin altından kalkan David E. Kelly ve Nicole Kidman ikilisinin yeni projesi, Jean Hanff Korelitz'in 2014 yılında yayımlanan “You Should Have Known” kitabından uyarlandı. Dizinin diğer öne çıkan isimleri ise Hugh Grant, Donald Sutherland, Edgar Ramirez, Lily Rabe ve Matilda De Angelis.

The Undoing, güzel bir hayat yaşayan ve ilk kitabını çıkarmak üzere olan başarılı terapist Grace Sachs’ın hayatına odaklanıyor. Mutlu bir evlilik süren Grace’in hayatı kocasının cinayetle suçlanmasının ardından altüst olur. Kendisini bir anda felaketler dizisinin ortasında bulan talihsiz kadın, oğluna sarılmak ve yeni bir hayat kurmak zorunda kalır. Dizide Grace Sachs karakterine Nicole Kidman hayat verirken; Grant de eşi Jonathan Sachs rolüyle karşımıza çıkacak. Altı bölümlük mini dizinin yönetmenliğini ise son olarak Bird Box’a imza atan ve The Night Manager dizisiyle Emmy kazanan Susanne Bier üstleniyor. HBO imzalı bu harika diziyi beIN CONNECT’te izleyebilirsiniz. The Undoing’in iki önemli ismi Matilda De Angelis ve Lily Rabe sorularımızı yanıtladı.
 



The Undoing’deki rolünüz size nasıl geldi?
Matilda De Angelis: Ajansım bir e-posta gönderdi ve HBO’nun yeni mini dizisi için bir kaset hazırlamamı istedi. İlk önce, bu bir şaka olmalı, dedim ve inanamadım. Sonra evde erkek kardeşimle birlikte bir kaset hazırladık ve bir hafta sonra kendimi New York’a giden bir uçakta buldum.

Senaryoyu okuyunca tepkiniz ne oldu?
MA
: David Kelly’nin yazım gücü beni çok etkiledi. Sonuna kadar meraktasınız ve hiçbir şeyden emin olamıyorsunuz. Sizi hikayenin içine alışı ve size her şeyin aslında görünenin tam tersi olduğunu düşündürme gücü müthiş. Bence bütün karakterleri oluşturmakta öyle iyi ve her birini öyle karmaşık bir şekilde işlemiş ki sonraki adımda ne olacağını asla kestiremiyorsunuz.

Bu gerilimin tam merkezinde yer alan gizemli kadın Elena’yı tarif eder misiniz?
MA:
Elena Alves, ressam olma hayalini gerçekleştirmek için Amerika’ya taşınmış genç bir sanatçı. Yalnızlığı seven biri ve kendi fikirleri, kendi gerçeklik duygusuyla kendi dünyasında yaşıyor. Aslında bu yalnızlığı fiziksel olmaktan ziyade ruhsal bir yalnızlık. Sıradışı, cüretkar ve provakatif... İki çocuğu var. Büyük olan Miguel, Grace’in oğlu Henry’le aynı okula gidiyor. Ama Elena, tabii ki, o camiaya yabancı ve kendini diğer annelerden farklı hissediyor. Daha genç ve başka bir sosyal sınıftan olduğu çok açık. Bir şekilde Reardon için hem çok fazla hem de çok az. Fernando’yla evli ve onunla evliliği artık bitmiş olan müthiş bir aşkın anısına sürüyor gibi. Elena yorgun, soğuk ve bıkkın; Fernando’yu artık sevmiyor ama Fernando onu kolayca bırakacak türde bir erkek değil.

The Undoing, ilk İngilizce yapımınız. Bu nasıldı?
MA:
Evet! Çok gergindim. Gece, hem jet lag yüzünden hem de heyecandan uyuyamadığımı hatırlıyorum. Aynı anda hem inanılmaz hem güzel hem heyecanlı hem de ürkütücü oldu. New York’a ilk gelişimdi, Amerika’ya ilk gelişimdi ve İngilizce ilk oyunculuk deneyimimdi. Zor ama muhteşem bir ilk oldu.


Nicole Kidman ve Hugh Grant gibi büyük yıldızlarla çalıştınız. Gözünüz korktu mu? Onlarla çalışmak nasıldı?
MA:
Nicole Kidman’la bu kadar yakın çalışmak büyük bir onur. Kendisi tüm zamanların en iyi oyuncularından biri ve her zaman en sevdiğim kadın oyunculardan olmuştur. Onunla birlikte oynayacağıma inanamamıştım. Onu rol yaparken izlemek gerçekten ilham vericiydi ve ondan öğrenebileceğim her şeyi öğrenmeye çalıştım. Hugh Grant’e dair de aşağı yukarı aynı şeyleri söyleyebilirim. Kendisiyle pek çok açıdan zor sahnelerimiz vardı. Bana çok iyi davrandı, çok dikkatliydi, hassas ve özenliydi. İlk başta gözümü korkuttular tabii ama çok da heyecanlıydım. Bence bu kesinlikle normal ve olması gerektiği gibi. Yeterince iyi olamamaktan ya da repliklerimi unutmaktan ya da İngilizcemin yeterince iyi olmayacağından korktum. Sonra çekim aralarında onlarla şakalaşırken yatıştım ve sonrasında rahatladım. İkisi de müthiş profesyoneller ve onlarla çalışmış olmak büyük bir onur.
 




Proje ilk size ulaştığında The Undoing’in, başlangıçta kaç bölümünü okuma şansınız olmuştu?
Lily Rabe:
Sanırım önce ilk iki bölümü geldi ve bir süre sonra üç, dört ve beş geldi. Altıncı bölüm sonra geldi. Yani, ilk iki bölümü bir oturuşta okudum çünkü okumaya başlayınca bırakamıyorsun.

Susanne Bier hikayeyi, bu çok ayrıcalıklı dünyanın orta yerine yerleştirilmiş bir bomba olarak tanımlıyor. Bu yoruma katılıyor musunuz?
LR:
Evet. O dünyanın işleyişi için durum bu, çünkü içinde yaşayanlar için bu dünya çok güvenli ve bu tip olaylarla alakası olmayan bir dünya. Böyle şeylerin bu dünyaya girmesi imkansız gibi ve o yüzden de cinayet gerçekleşip de ilişkiler ve o temel dokunulmazlık hissi örselenmeye başlayınca muhteşem bir hikayeye dönüşüyor.

Nicole Kidman’la çalışmak nasıldı? Ekranda izlediğimiz o yakın dostluğu nasıl oluşturdunuz?
LR:
Rüya gibi bir insan. Dünyanın en nazik insanı. Nicole, müthiş bir oyuncu ve insaniyeti bütün performanslarında kendini gösteriyor. Çok meraklı biri ve hiç durmadan çalışıyor. Sanırım hayatımda tanıdığım en az tembellik eden insan. Sürekli bir keşif halinde ve tüm benliğiyle orada, çok cömert ve onunla çalışmak çok hoşuma gitti ve bunun en önemli sebebi bir kadın olarak olduğu kişi olması. Her şeyini ortaya koyuyor. Nicole ile çok hızlı gelişen bir samimiyet hissi yaşadım. Nicole de Susanne de çok kafa dengi insanlar. Böyle olması harika bir şey çünkü genelde böyle bir samimiyetin kurulması zaman alır. Fakat bu iki kadınla çok hızlı bir şekilde anlaştık ve bu tür bir his eşsiz ve çok değerlidir.

The Undoing’i izlememiş birine anlatmanız gerekse nasıl anlatırsınız?
LR:
İnsanların gizemli doğasıyla ilgili bir hikaye ve en yakın ilişkilerimizde bile, insanlar sürekli bir değişim içinde oldukları için, her zaman öğrenilecek bir şeyler var. Bir ilişki bitene dek tamamlanmaz. Ve bence bu duruma iki taraftan da bakan harika bir keşif-ilişkiler hayal kırıklığı yaratabilir ama aynı zamanda olumlu ve harika bir şekilde şaşırtıcı da olabilirler ve bence dizi boyunca bu ikisini de görüyoruz. Ama aynı zamanda bir ilişki sorgulanmaya başladığında aynanın nasıl bize de döndüğüyle ilgili-birine dair fikrimizden şüphe duymaya başladığımızda-nasıl kendimize ve insanları tanıma kabiliyetimize bakmamız gerektiğiyle de ilgili. O yüzden, bence, temalar açısından bakarsak beni en çok etkileyen bu mesele oldu.