Postkolik_Loader
Haberi Paylaş!
RÖPORTAJ
03.10.2020

57. Antalya Altın Portakal Film Festivali'ni Ahmet Boyacıoğlu’ndan dinledik

Türkiye’nin en köklü film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl 3-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleşiyor. Pandeminin gölgesinde kapılarını 57. kez açacak olan festivali direktörü Ahmet Boyacıoğlu’ndan dinledik.

Röportaj: Gizem Ertürk

Altın Portakal Sinema Okulu’nun hedefleri neler?

Gençler, geleceğimiz ve umudumuz. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek festivalin havasını soluyarak çok şey öğreneceklerine inandığı için bu etkinliği başlattı. Geçen yıl ilk kez 150 üniversite öğrencisini Antalya’da festivale konuk ettik ve çok olumlu geri dönüşler aldık. Bu yıl salgın nedeniyle Sinema Okulu’nu çevrimiçi yapmak zorunluluğu doğdu. Ancak tüm olanakları kullanarak, seçilecek 250 öğrenciye iyi bir program sunacağız. Önümüzdeki yıllarda Altın Portakal Sinema Okulu’nu daha da geliştirerek gençlerimize faydalı olmak düşüncesindeyiz.

Ulusal Belgesel ve Kısa Film Yarışmaları’nda nasıl projeler karşınıza çıktı? Gençler en çok hangi meseleleri dert ediniyor?
Bu yıl, 46 belgesel ve 206 kısa film Antalya’ya başvurdu. Son yıllarda çoğu yurt dışında eğitim almış, dünyaya açık, çok farklı konularda filmler yapan genç yönetmen ve yapımcılar ortaya çıktı. Bu yıl da birbirinden değişik konularda belgesel ve kısa filmler yer alıyor yarışmalarımızda. İzlemenizi öneririm.

Her yıl jüri tartışmalarının yaşandığı Antalya’ya bu yıl daha çok dengeli ve adaletli bir jüri var gibi görünüyor. Kriterleriniz neydi?
Bir söyleşide ‘Salgın nedeniyle Tıp eğitimi almış bir sinemacı olan Ercan Kesal’ı jüri başkanı olarak belirlediğimizi’ söyledim. İlgisi yok tabii ki. Jüri üyelerini saptamak festival yönetimi için her zaman çok kolay olmayan bir uğraştır. Bazı insanlar jürilerde yer almak istemezler ve kendilerine göre çok haklı nedenleri vardır. Bazen yoğun iş programı nedeniyle teklif reddedilir. Sanıyorum biz bu yıl çok şanslıydık ve Ercan Kesal, Zeynep Oral, Gülse Birsel, Kıvanç Sezer ve Taner Birsel’den oluşan jürimizi bir araya getirebildik.
 



Bir dönem ulusal yarışmanın kaldırıldığı Antalya’da bu yıl pandemi sebebiyle yalnızca yerli filmler yarışacak. Bu duruma hayatın tuhaf bir oyunu da diyebilir miyiz? Önce bir düzeltme yapayım ve çok iyi ve çok yeni 10 filmden oluşan uluslararası yarışmamızın yapılacağını haber vereyim. Ulusal yarışmaların kaldırılmasının büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. 50 yılı aşkın bir gelenek neden yok edilsin ki? Türkiye çok tuhaf bir ülke, kendini muhafazakar olarak niteleyenler geçmişe ve geleneklere saygı göstermiyorlar. Oysa muhafazakârlık, ‘geleneksel sosyal etmenlerin muhafaza edilmesini destekleyen politik ve sosyal felsefe’ olarak tanımlanıyor. İster inanın, ister inanmayın, Menderes Türel’in Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal yarışmaları kaldırdığı için seçimi kaybettiğini düşünen insanlar var Antalya’da.

Pandemi bu yılki festival planlarınızı ne ölçüde etkiledi? Yapmayı planlayıp yapamadıklarınız neler?
Açık hava gösterimleri, Festival’in en çok ilgi çeken bölümü olan ulusal yarışmaların yapılmasını sağladı. Üç açık hava sinemasında ulusal uzun, belgesel ve kısa film yarışmalarıyla uluslararası yarışma filmlerini göstereceğiz. Ancak Antalya Film Forum ve Altın Portakal Sinema Okulu’nu çevrimiçi düzenlemek zorunda kaldık. Bu yıla özel olarak geleneksel korteji de iptal ettik. Yine de yarışmaların ve Antalya Film Forum’un yapılabilmesinden çok mutluyuz. Hem sinemamıza destek, hem de filmlerimizin ve projelerimizin yurt dışında tanıtımı açısından bu çok önemli.
 



Pandemi şartlarında festival nasıl olacak?
Salgın ile ilgili yayınlanan genelgelerdeki tüm önlemler eksiksiz olarak uygulanacak. Bu konuda çok titiz davranacağız. Bazı festivallerin çevrimiçi gösterim yoluna gittiği bir dönemde Antalya’nın yerinde yapma kararı almasının sebebi neydi? Antalya’nın ılıman iklimi açık hava gösterimlerin yapılmasını olanaklı kılıyor. Bu da bizim şansımız.

Süreçten dolayı kültür-sanat sektörü zor durumda. Özellikle müzik alanında… Kültür-sanat sektörü bu çukurdan nasıl çıkacak?
Dünyanın birçok ülkesinde salgın nedeniyle çalışamayan sanatçılara devlet desteği sağlandı. Ülkemizdeki durumu biliyorsunuz. Öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ayrılması, sadece Kültür ile uğraşan bir bakanlığın kurulması ve yeni kültür politikaları oluşturulması gerekiyor. Başka yolu yok. İrlanda’da devletin sanatçıların kazançlarından (yanılmıyorsam yılda 100 bin Avro’ya kadar) vergi almadığını biliyor muydunuz? Yıllar önce, sanatsever bir politikacı İrlanda başbakanı olunca bu ilginç kanunun çıkmasını sağlamış. Darısı başımıza.

Festival tarihinde bir ilk olan sağlık çalışanlarını onurlandırma fikri nasıl doğdu?
‘Bir doktor olarak bunu gerekli gördüm’ desem yalan olacak. Bu fikir Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve festivalin idari direktörü Av. Cansel Çevikol Tuncer’e ait.